Ana sayfa Haberler SPK’dan yeşil tahvil açıklaması

SPK’dan yeşil tahvil açıklaması

blank

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş, yeşil tahvil ihraçlarında SPK olarak yasal altyapıyı kurgulamak istediklerini belirterek, “Her önüne gelen ‘yeşili’ aracında kullanarak, tahvil olsun, sukuk olsun, ihraç edebilsin istemiyoruz. Çünkü bunun ciddi anlamda bir itibar riski var.” dedi.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen ve “Yeniden Birlikteyiz” temasıyla gerçekleştirilen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nin 2. gününde TSPB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Öztop moderatörlüğünde “Düzenleyiciler Ekonomik Reform Paketi Çerçevesinde Sürdürülebilirlik Yol Haritasını Konuşuyor” başlıklı panel düzenlendi.

Panelde konuşan Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş, büyük ölçekli yeşil dönüşüm odaklı sermaye yatırımlarının kısa vadeli fonlarla yapılamayacağını, orta ve uzun vadeli sermaye piyasaları yoluyla yapılmasının doğal olduğunu söyledi.

Son yıllarda özellikle uzun vadeli finansman temininde yenilikçi ve tematik finansal araçların öne çıktığını belirten Erdurmuş, tüm dünyada yeşil dönüşüm temasında artan bir ilgi olduğunu ifade etti.

Yeşil tahvil ihraçlarında SPK olarak yasal altyapıyı kurgulamak istediklerini aktaran Erdurmuş, “Her önüne gelen ‘yeşili’ aracında kullanarak, tahvil olsun, sukuk olsun, ihraç edebilsin istemiyoruz. Çünkü bunun ciddi anlamda bir itibar riski var. Özellikle bunların talep tarafına baktığımızda, sürdürülebilirlik fonlarının yurt dışı ve yabancı kaynaklı fonlar olduğunu görüyoruz. Son 3 yılda ihraçlarda yüzde ellilere varan geometrik artışlar var. Burada ‘Ciddi bir imaj problemi olmasın’ kaygısıyla biz sürdürülebilir anlamda, yasal bir altyapıyı, çerçeveyi, kurgulamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Erdurmuş, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik temasının önceleri gönüllülük esasına göre ve yabancı kurumsal fonların biraz da zorlamasıyla öne çıktığını anlattı.

Son yıllarda ise özellikle Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın açıklanmasıyla birlikte zorunluluk haline geldiğini anımsatan Erdurmuş, yeşil dönüşüm sürecinin şirketler için de bağlayıcı olacağını düşündüklerini, SPK’nın bu konuda gerekli yasal altyapı çalışmaları yaptığını bildirdi.

SPK’nın yeşil dönüşüm temasına ilişkin yaptığı faaliyetleri anlatan Erdurmuş, finans stratejiler belirlenirken gerek kurumsal gerek bireysel yatırımcılarda ve şirketlerde, yeşil dönüşüm konusunda kamuoyunda farkındalık düzeyinin arttırılmasının ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) İkinci Başkanı Yakup Asarkaya da 2021 yılında yayımlanan Yeşillim Mutabakat Eylem Planı ile sürdürebilirlik çalışmalarının hız kazandığını belirterek, bu süreçte BDDK açısından, sürdürülebilir bankacılıkla ilgili bir altyapı oluşturmanın ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla iş birliği ve iletişimi artırma konusunun öne çıktığını söyledi.

Altyapının oluşturulması amacıyla kurum bünyesinde ilk olarak 2018 yılında bir çalışma yaptıklarına değinen Asarkaya, uluslararası kuruluşlarla iş birliği kapsamında ise uluslararası platformlara üye olduklarını belirtti.

Asarkaya, “Kredi Tahsis ve İzleme Süreçlerine İlişkin Rehber” yönetmeliğiyle banka bilançolarında proaktif bir yapının oluşturulmasını hedeflediklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Bundan sonraki süreçte Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında yıl sonuna kadar yapmamız gereken işler var. Bu işlerin en önemlisi ise Sürdürülebilir Bankacılık Strateji Belgesi’nin hazırlanarak, bankacılık sektörünün yeşil bankacılık alanındaki yol haritasını belirlemek. Ayrıca Orta Vadeli Plan 2022-2024 kapsamında yeşil bankacılık faaliyetlerine ilişkin temel kural ve prensipler ile kurumsal yapıyı, risk yönetimini, muhasebe ve raporlama ve kamuoyuna açıklama gibi süreçleri içerecek bir rehberin hazırlanması planlanmakta.”

Yeşil bankacılık alanın yeni bir konu olduğunu ifade eden Asarkaya, “Şimdiye kadar bankacılık risklerini; kredi riski, piyasa riskini, operasyonel risk, likidite riski gibi risklerle tanımlıyorduk. Şimdi yeni alanlar geliyor. Bunun da nasıl ölçüleceğini, nasıl sayısallaştırılacağını henüz bilmiyoruz. Bu konuda tabii ki uluslararası kuruluşlarla irtibat halindeyiz. Onların tecrübelerini değerlendiriyoruz. Biz de onlara katkı veriyoruz.” şeklinde konuştu.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) İkinci Başkanı Ali Ersoy ise sürdürülebilirlik hedefler doğrultusunda çevresel etkileri azaltılmış ürünlere yönelmenin doğru olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilirliğin teşvik edilmesi açısından bazı aksiyonların gündeme gelebileceğini belirten Ersoy, “Ürün bazlı prim teşvik sistemi getirebiliriz. Buna örnek olarak, otomotiv alanında aracın kullandığı yakıta bakarak ya da emisyon değerlerine bakarak prim teşvik sistemleri getirebiliriz. Bununla beraber, doğrudan çevreyi korumaya yönelik çevre kirliliği koruma zorunluluğu sigortası olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) 13 milyon katılımcıya ulaşıldığını hatırlatan Ersoy, buradaki fon büyüklüğünün de yaklaşık 200 milyar lirayı bulduğunu söyledi.

Borsa İstanbul Endeks Direktörü Levent Bilgin, Türkiye’de ve özellikle Borsa İstanbul şirketleri arasında sürdürülebilirlik konusundaki anlayış, bilgi ve uygulamaların artması amacıyla Borsa İstanbul’da işlem gören ve kurumsal sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin paylarının yer alacağı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi oluşturulduğunu hatırlattı.

Kurumsal sürdürülebilirliğin şirketlerde uzun vadeli değer yaratmak amacıyla, ekonomik, çevresel ve sosyal faktörlerin kurumsal yönetim ilkeleri ile birlikte şirket faaliyetlerine ve karar mekanizmalarına uyarlanması ve bu konulardan kaynaklanabilecek risklerin yönetilmesi olduğuna dikkati çeken Bilgin, 2014 yılından bu yana BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin hesaplandığını belirtti.

Bilgin, 2021 yılı değerlemelerinden itibaren, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alacak şirketlerin belirlenmesinde Borsa İstanbul ile Refinitiv arasında yapılan anlaşma kapsamında Refinitiv’in sürdürülebilirlik değerleme sonuçlarının kullanıldığını, değerlemelerde sadece “kamuya açık” bilgilerin dikkate alındığını ve endeks kapsamında alınan değerleme hizmetinin maliyetinin ise Borsa İstanbul tarafından karşılandığını sözlerine ekledi.